Müzik biyografisi çekmek belki de sinemacıların en büyük kabuslarından biri. Üstelik Pop’un Kralı mevzubahis olduğunda, mesele sadece “hayatını olduğu gibi tasvir etmek”le sınırlı kalmıyor. Michael filmi hakkında bildiklerimizi sıralıyoruz.
Jackson 5 zamanında daha altı yaşındayken babasının zorlamasıyla başlayan bir müzik kariyeri… 12 yaşında tanıştığı prodüktör Quincy Jones’la kaydettiği, kariyerinin kilometre taşı olan albümler… 1982 yılında yayınlanan ve dünya çapında 70 milyon satan, tüm zamanların en iyi albümlerinden, müzik dünyasında yeni bir çağ başlatan 8 Grammy ödüllü Thriller…

Ardından gelen ve 80’lerin sonunda müthiş bir başarı kazanan Bad albümü: Martin Scorsese’nin yönettiği 18 dakikalık Bad videosu, Smooth Criminal’in efsane koreografisi, Remember The Time’ın ikonik Mısır dansı… Beraberinde, hakkında bitmek bilmeyen iddialar: “Bir fanusun içinde uyuyormuş”, “Kendini 50 yıllığına donduracakmış”, “Bir uzaylıyla evlenmiş…” (Hatta MJ, “Leave Me Alone” adındaki klibinde de bu haberlerle dalga geçer.)
Vitiligo hastalığını bahane ederek, yaptırdığı estetikler ve işlemlerden sonra neredeyse artık bir beyaz haline gelişi… Üstelik tam da o yıllarda, tam anlamıyla bir ironi gibi, “Siyah ya da beyaz olsan da fark etmez” dediği, dönemin ünlü çocuk yıldızı Macaulay Culkin’in yer aldığı “Black or White” videosunun yayınlanışı…
1993 yılında kopan istismar vakası ve itibarının yerle bir oluşu… Bir yanda bu iddialara asla inanmayanlar, bir yanda Neverland’in perde arkasındakileri dinleyince ikna olanlar… 1994’te Elvis’in kızı Lisa Marie’yle evliliği… (Bu evlilik 1996’da sona eriyor. Aynı yıl hemşire Debbie Rowe’la evleniyor, bu evlilikten Prince ve Paris adında iki çocuğu oluyor. 2002 yılında Berlin’de kaldığı otelin balkonundan henüz bebek olan oğlunu bir battaniye ile otelin önünde toplanan kalabalığa doğru “sallandırması” da infial yaratmıştı.) 2000’lerin sonuna doğru yeniden ayağa kalkmak için hazırlandığı This is It turnesi… Doktoru tarafından fazla doz verilen anestezi ilacıyla 2009 yılında, 50 yaşında yaşama veda edişi…
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük pop yıldızı Michael Jackson, arkasında soru işaretleriyle dolu bir miras bıraktı. İşte tam da bu nedenle, 24 Nisan’da vizyona girmesi planlanan Michael filmini merakla bekliyoruz. Fragman şu ana kadar ilk dört gün içinde 2 milyona yakın bir izlenme elde etti. Peki bu nasıl bir film olacak? Michael’ın sadece şarkılarından, albümlerinden, attığı her adımın olay olduğu yıllardan bahseden bir müzik biyografisi mi izleyeceğiz? Yoksa onu iyisiyle kötüsüyle masaya yatıran, 50 yıllık fırtınalı hayatı boyunca başına gelenleri anlatan potansiyel bir başyapıt mı?
20 MİLYON DOLARLIK ENGEL: NE ANLATILACAK?
Filmin şimdiye kadar içine dahil olan herkes için çetin bir yolculuk olduğunu biliyoruz. 2019’dan beri bu proje üzerine ter döken yönetmen Antoine Fuqua, Tony ödüllü ve üç kez Oscar’a aday olmuş ünlü senarist John Logan’ı bu film için ikna ediyor. Elinde tam 150 milyon dolarlık bir bütçe var. Öyle bir hikâyenin içinde ki, her şeyi ince ince planlamak zorunda. Hem yerli hem de yabancı dağıtımcıları ve programları zar zor uyuşan yıldızlardan oluşan bir kadroyu ikna ediyor. Hayal ettiği mekânlarla görüşüyor, bazılarına yalvarıyor. Üstelik vizyon tarihi net, yapımcılar ve hayranlar sabırsız. Her şey toparlanırken birden telefon çalıyor. Ve Michael’ın filmi de hayatı gibi darmaduman oluyor.

Michael’ı yeğeni Jaafar Jackson’ın canlandırdığı bu film aslında ilk olarak 2022’de duyurulmuştu. Gösterim tarihinin de 2025’in nisan ayı olması planlanmıştı. Ancak işler karışıktı. Fuqua, başlarda Jackson’ın filminde istismarla ilgili iddiaları detaylandıran sahneler eklemek istemişti. Ancak, 1993’te süperstarı tacizle suçlayan Jordan Chandler ile Jackson’ın mirasçıları arasında tam 20 milyon dolar değerinde yasal bir anlaşma vardı. Yani, legal olarak Chandler’la ilgili herhangi bir şey söylemek yasaktı. Bu durumdan ne yönetmenin ne de yapımcıların haberi vardı. Filmin büyük bir kısmının yeniden çekilmesi gerekiyordu. Peki tüm bu olaylardan hiç bahsedilmeyecek miydi? Jackson aleyhine açılan ve kamuoyunu yıllarca meşgul eden, en sonunda da 2005’te MJ’in tüm suçlardan beraat etmesiyle sonuçlanan davalar ne olacaktı?

PARIS JACKSON İTİRAZ EDİYOR: “BENİ BAĞLAMAZ”
Geçtiğimiz günlerde bu konuya ilişkin bir açıklama geldi. Yapımcı şirket Lionsgate’ten Adam Folgeson, “İkinci bir film için planları henüz teyit etmeye hazır olmasak da, yaratıcı ekibin ilk filmi yayınladıktan kısa bir süre sonra daha fazla Michael sunabilecek durumda olmamızı sağlamak için yoğun bir şekilde çalıştığını söyleyebilirim” dedi. Bu açıklama hemen hemen şu demek: Michael iki filmden oluşacak. Birinci filmde, onun Jackson 5’la başlayan kariyerindeki büyük yükselişi anlatılacak. İkinci filmde ise hem şöhretin zirvesine ulaşması hem de istismar meselesi gündeme gelecek. Tabii gelebilirse.

Zira Michael’ın mirasçıları bu filme pek de sıcak bakmıyor. Michael’ın babası Joe’yu canlandıran, Euphoria’yla Primetime Emmy ödülü kazanan oyuncu Colman Domingo bir röportajında, Michael’ın çocukları Paris ve Prince’in bu filme çok destek verdiğini söylemişti. Hatta Paris’le sohbet ettiklerini ve onu çok sıcakkanlı bulduğunu bile açıklamıştı.

Ancak MJ’in kızı Paris bu konuda deyim yerindeyse ateş püsküren açıklamalar yaptı: “Senaryonun ilk taslaklarından birini okudum ve dürüst olmayan, içime sinmeyen kısımlar hakkında notlarımı verdim, onlar da bu notları düzeltmeyince hayatıma devam ettim. ‘Not my circus, not my monkeys’ (Bunlar benim maymunlarım değil, burası da benim sirkim değil.) Tanrı sizi korusun ve yolunuz açık olsun.” Jackson, bu konuda bugüne kadar hiçbir şey söylemediğini de sözlerine ekledi: “Filmin büyük bir bölümü, babamın hâlâ fantezi dünyasında yaşayan çok özel bir hayran kitlesine hitap ediyor ve onlar da bundan memnun kalacaklar. Anlatı kontrol ediliyor, çok fazla yanlışlık ve düpedüz yalan var. Sonuç olarak, bu bana pek uymuyor. Keyfini çıkarın. Ne isterseniz yapın. Beni bunun dışında bırakın.”

Kısacası bugün baktığımızda, ikinci filmin akıbeti belirsiz görünüyor. Hatırlarsanız, 2024 yılında MJ Live turnesinin organizatörleri, Jackson’ın mirasçıları tarafından marka ihlali iddiasıyla yasal işlem tehdidi aldıklarını ve bu kapsamda gösteriye ev sahipliği yapan mekânlara resmi ihtar mektupları gönderildiğini ileri sürmüşlerdi.

Benzer bir hukuki refleks daha önce de görülmüştü. 2019 yılında mirasçılar, HBO’ya Leaving Neverland belgeselinin yayınlanması nedeniyle 100 milyon dolarlık bir dava açmış; aynı dönemde İngiliz yayıncı Channel 4’a da belgeselin yayınlanmasını protesto eden resmi bir mektup gönderilmişti. Söz konusu mektupta, Jackson’ı çocukluk dönemlerinde cinsel istismarla suçlayan iki kişinin anlatılarını içeren belgeselin yayın ilkelerini ihlal ettiği savunulmuştu. Emmy ödüllü Leaving Neverland, bu tartışmaların ardından zamanla HBO’nun yayın platformundan kaldırılmıştı. Belgeselin yönetmeni Dan Reed ise tartışmayı yıllar sonra yeniden gündeme taşımıştı. Reed, 2025 yılında Leaving Neverland II adlı devam filmini yayınlamıştı. Bu yeni yapım, büyük ölçüde Jackson’ın mirasçıları ile belgeselin tarafları arasında süren uzun soluklu hukuki mücadelelere ve mirasın kontrolü etrafında şekillenen çatışmalara odaklanıyordu.
BOHEMIAN RHAPSODY’NİN BAŞARISINA YAKLAŞABİLİR Mİ?
Şimdi tüm bu kaosu biraz geride bırakarak filmi biraz daha didikleyelim. Michael Jackson’ı özbeöz yeğeni Jaafar Jackson canlandırıyor. İyi bir fikir olabilir mi? Daha önce Ice Cube’un en büyük oğlu O’Shea Jackson Jr.’un 2015 yapımı biyografik film Straight Outta Compton’da babasını canlandırmasına tanık olmuştuk. Baba-oğul arasındaki müthiş benzerlik filmin çıtasını yukarı taşıyan dinamiklerden biriydi.
Jaafar nasıl Michael oldu, onu da merakla izleyeceğiz tabii. Jaafar, Jackson 5’ın solistlerinden Jermanie Jackson’ın oğlu. 1996 doğumlu olan genç oyuncu aslında profesyonel bir golfçü olmayı istiyormuş. 12 yaşında piyano çalmaya başlamış. 2019’da da “Got Me Singing” adında bir single yayınlamış. “Amcam Michael’ın hikayesini hayata geçirmekten dolayı büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum” diyerek filme beklendiği gibi pozitif bir taraftan bakıyor. Filmin kadrosundaki diğer isimler de üç NAACP ödüll Nia Long, Spider-Man: Homecoming’in genç yıldızı, model Laura Harrier, Jackson’ın gençliğini oynayan Juliano Krue Valdi, Whiplash’le büyük bir çıkış yapan Miles Teller ve Colman Domingo.
Gelelim “Neden şimdi” sorusunun yanıtına. Michael filminin yapımcısı, Bohemian Rhapsody’nin de yapımcısı olan Graham King. Müzik biyografilerinin çetrefilli bir yol olduğunu söylemiştik. Özellikle de Freddie Mercury’nin hayatını anlatan yapımın yakaladığı başarıdan sonra standartlar bir hayli yükseldi. Mercury’i canlandıran Rami Malek’in 2019’da “En İyi Erkek Oyuncu” kategorisinde aldığı Oscar ödülünden sonra rekabet gözle görünür hale geldi.
Michael’da da benzer bir beklenti var. Tabii ne kadar gerçek olur bilemeyiz. Bohemian Rhapsody’nin başarısının ardından çekilen Bob Marley biyografisi One Love aynı başarıyı elde edememişti, hatırlarsanız. Başrol oyuncusu Kingsley Ben-Adir’in Marley’i canlandırdığı film eleştirmenler tarafından “sıradan” ve “ilham vermeyen” bir film olarak yorumlanmıştı. Ama bu filme Marley ailesi büyük destek vermişti. 2024 yapımı Bob Dylan biyografisi A Complete Unknown’da da benzer bir duruma şahit olmuştuk. Timothée Chalamet’in performansı beğenilse de film gişede istediği başarıyı yakalayamamıştı.
Elbette bir filmin başarıyı yakalaması yalnızca ailelerin katkısıyla doğru orantılı değil. Sofia Coppola’nın Elvis Presley’nin eski eşi hakkında, Presley ailesinin isteklerine açıkça karşı çıkarak çektiği Priscilla filmi, nispeten düşük bütçeli bir film olmasına rağmen iyi bir başarı yakalamıştı. Amy Winehouse’un 2015’te yayınlanan belgeseli “Amy” de benzer bir durumla karşı karşıya kalmıştı. Başlarda aile, özellikle de Amy’nin babası Mitch Winehouse önce kızına ait tüm arşiv fotoğraflarına ve videolarına erişim vermiş, ancak sonrasında belgeselin bütününün kızını doğru yansıtmadığını söylemişti. Amy belgeseli Oscar’a bile aday oldu ancak Mitch Winehouse “Yine de filmi hâlâ sevmiyorum” demişti.
Belki de hiçbir sanatçının hayatı Michael Jackson kadar çelişkili ve kırılgan bir zeminde değil. Pop’un Kralı’nı sinemaya taşımak, yalnızca bir kariyeri kronolojik olarak yeniden kurmak değil; aynı zamanda hafızanın, hayranlığın, inkârın ve hesaplaşmanın iç içe geçtiği bir anlatı alanına adım atmak demek… Üstelik ne olursa olsun, etki alanı çok geniş. MJ, X ve Y jenerasyonunun çocukluğunun en önemli figürlerinden biri, bugünse yeni jenerasyon TikTok’ta onun ikonik koreografilerini canlandırılarak videolar çekiyor.

Michael Jackson, yalnızca şarkılarıyla değil, hakkında anlatılanlarla da var oldu. Her yeni belge, her tanıklık, her itiraz, onun mirasını yeniden şekillendirdi. Ayrıca, bugüne kadar yaptığı videoların hepsi birer kısa film. Biyografisiyle bunun üzerine çıkabilmek de ayrı bir mesele. Nisan ayında vizyona girmeye hazırlanan bu film işte tam olarak bu gerilim hattında duruyor: Bir efsaneyi ölümsüzleştirmek ile onu insanlaştırmak, bir ikon yaratmak ile bir gerçeği ortaya çıkarmak arasındaki o ince, tehlikeli çizgide.
Kendrick Lamar ve Drake Kavgası: Bu İşin Sonu Nereye Varacak?
Müzik Tarihinin Dönüm Noktaları: Hafızalardan Silinmeyen Olaylar




