Nisan, İstanbul’da kültür ve sanatın ritmini yükselttiği bir ay olarak sahneyi konserlere, salonları tiyatrolara ve müzeleri çok katmanlı sergilere açıyor. Şehir, dopdolu etkinlikleriyle izleyiciyi dışarıdan bakan bir konumdan alıp deneyimin içine dahil eden canlı bir akışa dönüştürüyor. İşte, sanat dolu İstanbul nisan etkinlik rehberi.
İstanbul Nisan Ayı Etkinlikleri
Sergi
Düşler Zamanı: Japonya
Tarih: Nisan 2026 boyunca
Mekân: Dijital Deneyim Merkezi
Bilet: Passo
“Düşler Zamanı: Japonya”, Japon kültürünün estetik ve düşünsel katmanlarını dijital bir anlatı diliyle yeniden kuruyor. Geleneksel Ukiyo-e geleneğinden beslenen sergi, “akan dünya” fikrini merkezine alarak geçicilik, dönüşüm ve algı üzerine çok duyulu bir deneyim yaratıyor. Kiraz çiçeklerinin kısa ömürlü güzelliğiyle başlayan anlatı, zamanla Japon folklorunun ruhani varlıkları Yōkai’lere uzanan daha karanlık ve derin bir evrene evriliyor. Bu geçiş, yalnızca görsel bir değişim değil; izleyicinin algısında da sürekli bir kayma hissi yaratan bütüncül bir deneyim sunuyor. Dijital projeksiyonlar, interaktif yüzeyler ve mekâna yerleşen görsel katmanlar sayesinde izleyici, klasik bir sergi izleyicisinden çıkarak bu dijital evrenin aktif bir parçasına dönüşüyor. “Düşler Zamanı: Japonya”, İstanbul’da dijital sanatın en güçlü anlatı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Geçiş
Tarih: 20 Mart – 21 Haziran
Mekân: Çubuklu Silolar Dijital Sanatlar Müzesi, Beykoz / İstanbul
İstanbul’un endüstri mirası yapılarından Çubuklu Silolar, İBB Miras’ın restorasyon ve yeniden işlevlendirme çalışmalarıyla kültür ve sanat hayatına kazandırdığı önemli mekânlardan biri olarak, yeni sergisi “Geçiş” ile kapılarını sanatseverlere açıyor. Küratörlüğünü Nil Nuhoğlu’nun üstlendiği sergi, dijital sanat üretimlerini odağına alarak farklı disiplinlerden sanatçıları aynı çerçevede buluşturuyor ve izleyiciyi mekân, algı ve zaman ekseninde düşünsel bir yolculuğa davet ediyor.

“Geçiş”, eşiği yalnızca bir sınır değil, dönüşümün başladığı alan olarak ele alırken; Selçuk Artut, Doğa Ünyaylar, ha:ar, Riccardo Giovinetto, Playmodes ve Studio Baillat gibi sanatçı ve kolektiflerin işleri üzerinden görünürlük, hareket ve algı kavramlarını yeniden tartışmaya açıyor. Günlük yaşamda çoğu zaman fark edilmeden işleyen dijital sistemler ve görünmez sınırlar, serginin kavramsal altyapısını oluşturuyor.
Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar
Tarih: Nisan ayı boyunca
Mekân: Pera Müzesi
Bilet: Pera Müzesi
Pera Müzesi, “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisiyle izleyiciyi yalnızca bir koleksiyonun değil, aynı zamanda tarihsel bir karşılaşma alanının içine davet ediyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı koleksiyonlarından derlenen seçki, 17. ve 19. yüzyıllar arasında Osmanlı ile Avrupa arasındaki diplomatik ve kültürel ilişkileri sanatın dili üzerinden yeniden okuyor. Sergi, elçilerin seyahatleriyle şekillenen görsel hafızayı resimler üzerinden görünür kılarken, dönemin politik ve estetik dünyasına dair çok katmanlı bir çerçeve sunuyor.

Osman Hamdi Bey’in eserlerine ayrılan bölüm, sanatçının yalnızca bir ressam değil, aynı zamanda modernleşme sürecinin kültürel aktörlerinden biri olduğunu hatırlatıyor. “Ağırlık ve Ölçü Sanatı” bölümü, Anadolu’nun ticaret tarihini nesneler üzerinden okurken; “Sıradışı Minas” ise Kütahya çiniciliğinin dönüşümünü ele alarak geleneksel üretim biçimlerinin sürekliliğine odaklanıyor. Bu seçki, farklı zamanları ve anlatıları tek bir mekânda buluşturarak izleyiciye bütünlüklü bir tarih deneyimi sunuyor.
Martini Etkisi – Seden Erşen
Tarih: 4-25 Nisan
Mekân: ArtHan Galeri
Seden Erşen’in “Martini Etkisi” sergisi, insan zihninin kırılgan yapısını görsel bir katmanlar sistemi üzerinden ele alıyor. Adını dalış sırasında oluşan basınç değişimlerinin yarattığı algı kaymalarından alan sergi, bilinç ile bilinçdışı arasındaki geçirgen alanı merkezine yerleştiriyor. Sanatçının saydam yüzeyler ve üst üste binen katmanlarla kurduğu görsel dil, eserleri sabit birer görüntü olmaktan çıkararak sürekli değişen yapılara dönüştürüyor. Işık ve bakış açısına göre dönüşen bu yüzeyler, izleyicinin algısını aktif bir unsura çeviriyor. Organik formlar, sinir ağlarını andıran yapılar ve kozmik çağrışımlar, insan zihninin hem biyolojik hem de duygusal katmanlarına işaret ediyor. Tarihi Kurşunlu Han’ın atmosferiyle birleşen bu sergi, izleyiciyi yalnızca görsel değil, aynı zamanda zihinsel bir derinlik alanına davet ediyor.

Karşılaşmalar
Tarih: 24 Mart – 28 Haziran
Mekân: Bakırköy Sanat, İstanbul
Sanatçı Gülgün Başarır’ın farklı zaman ve mekân deneyimlerinden yola çıkan resimlerini bir araya getiren “Karşılaşmalar”, mekân, yıkım ve süreklilik kavramları etrafında şekilleniyor. Sergi, izleyiciyi yalnızca görsel bir karşılaşmaya değil, aynı zamanda kendi konumunu sorgulamaya davet ederek “Bu yıkımın neresindeyiz?” sorusunu merkeze alıyor. Başarır’ın çalışmaları, belirli bir coğrafya ya da olayı doğrudan temsil etmek yerine parçalanmış mekânlar, çökmüş yapılar ve belirsiz zaman katmanları üzerinden çok katmanlı bir anlatı kuruyor. İsimsiz bırakılan eserler, izleyiciye açık bir yorum alanı sunarken, her karşılaşmayı kişisel bir deneyime dönüştürüyor.

Yapım Aşamasında
Tarih: 1 Nisan 2026’dan itibaren
Mekân: Arter
Arter, yeni grup sergisi “Yapım Aşamasında” ile son 15 yıllık üretim pratiğine odaklanan kapsamlı bir seçki sunuyor. Küratörlüğünü Emre Baykal’ın üstlendiği sergi, kurumun geçmiş sergileri kapsamında desteklediği ve bir kısmını koleksiyonuna dahil ettiği yapıtları, bu sergiye özel yeni üretimlerle bir araya getiriyor. 27 sanatçının 39 eserinden oluşan sergi, Arter’in üretim odaklı yaklaşımını görünür kılarken, yapıtlar arasındaki ilişkiler üzerinden yeni anlam katmanları oluşturuyor. Giriş katından başlayarak alt katlara yayılan sergi kurgusu; iz bırakma, doğa, tarihyazımı ve mekânsal bellek gibi temalar etrafında şekillenerek izleyiciye çok katmanlı bir deneyim alanı sunuyor. “Yapım Aşamasında”, yalnızca bir sergi olmanın ötesinde, Arter’in kurumsal hafızasını ve sanatsal üretim süreçlerini yeniden düşünmeye açan bir çerçeve kuruyor. Mekânla kurduğu bütüncül ilişki ve zaman içinde dönüşecek yapısıyla sergi, izleyiciyi üretimin sürekliliği üzerine düşünmeye davet ediyor.

Ruzy Gallery’de Buluşma
Tarih: 4 Nisan
Mekân: Ruzy Gallery, Etiler / İstanbul
Ruzy Gallery, sanat dünyasında farklı perspektifleri bir araya getiren yeni bir söyleşi serisine ev sahipliği yapıyor. Gazeteci-yazar Seray Şahinler, sanat tarihçisi Buket Şakarcan ve galerinin kurucusu Esra Çevik’in katılımıyla gerçekleşecek bu ilk buluşma, sanat tarihinden güncel üretimlere uzanan geniş bir çerçevede düşünsel bir paylaşım alanı sunuyor. Söyleşi, sanat tarihinin izlerini günümüz pratikleriyle birlikte ele alırken, çağdaş sanatın dönüşen dili, koleksiyonerlik dinamikleri ve uluslararası sanat ağları üzerine çok yönlü bir tartışma zemini kurmayı hedefliyor. Farklı disiplinlerden gelen katılımcıların katkısıyla şekillenecek bu buluşma, izleyiciyi yalnızca dinleyici olmaktan çıkararak aktif bir düşünsel sürecin parçası hâline getiriyor.

An Meselesi
Tarih: 2 Nisan – 24 Mayıs
Mekân: offgrid art project
offgrid art project, Aslı Çelikel ve Kübra Su Yıldırım’ın çalışmalarını bir araya getiren “An Meselesi” sergisine ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Melis Bektaş’ın üstlendiği sergi, acıyı tekil bir anın sonucu olarak değil; bedende iz bırakan, zaman içinde dönüşen ve farklı yoğunluklarda yeniden ortaya çıkan bir deneyim olarak ele alıyor. Günümüzün hızla tüketilen duygular dünyasında bastırılmaya meyilli olan acı, bu sergide açıklanmaya ya da yatıştırılmaya çalışılmadan, olduğu haliyle görünür kılınıyor. Sanatçıların işleri, acının birey üzerindeki dönüştürücü etkisini, yarattığı kırılmaları ve süreklilik hâlini çok katmanlı bir anlatı üzerinden izleyiciye aktarıyor. “An Meselesi”, izleyiciyi rahatsız edici duygulardan kaçmak yerine onların içinde kalmaya davet eden yaklaşımıyla, çağdaş sanatın duygusal ve düşünsel sınırlarını zorlayan bir deneyim alanı sunuyor.

Tiyatro/Stand-up
Aşk Reyonu
Tarih: 26 Nisan
Mekân: İdris Güllüce Kültür Merkezi
Bilet: Bubilet
Modern ilişkileri tüketim kültürü üzerinden okuyan “Aşk Reyonu”, çağımızın en güncel meselelerinden birine sahneden yanıt arıyor: Görünürlük çağında gerçekten kimiz? Gülsim Ali ve Ümit Kantarcılar’ın başrollerini paylaştığı oyun, romantik komedi formunu kullanarak derin bir sorgulama alanı açıyor. Bir mağazada başlayan karşılaşma, kısa sürede çok katmanlı bir ilişki dinamiğine dönüşüyor. Oyun, bireyin kendini başkalarının bakışı üzerinden inşa etmesini, sosyal medyanın ve tüketim alışkanlıklarının ilişkiler üzerindeki etkisini keskin bir dille ele alıyor. “Aşk Reyonu”, romantik bir anlatının ötesine geçerek, çağımızın kimlik krizine sahneden bir ayna tutuyor.

Palamut Zamanı
Tarih: 4, 20 ve 21 Nisan
Mekân: Zorlu PSM – Turkcell Platinum Sahnesi
Bilet: Biletinial
Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği “Palamut Zamanı”, insan ilişkilerinin kırılgan doğasını ve yeniden başlama cesaretini odağına alan bir anlatı kuruyor. Ayda Aksel ve Alina Boz’un başını çektiği güçlü oyuncu kadrosu, hikâyeyi katmanlı bir duygu dünyasına taşıyor. Oyun, iki kadının kesişen hayatları üzerinden ilerliyor. Bir yanda toplumun yargılarıyla mücadele eden bir genç kadın, diğer yanda kendi dünyasını kurmuş, hayatla farklı bir ilişki geliştirmiş bir karakter. Bu karşılaşma, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kuşaklar arası bir hesaplaşmaya dönüşüyor.

Konken Partisi
Tarih: 2-3 Nisan
Mekân: Kadıköy Eğitim Sahnesi & Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi
Bilet: Biletinial
Pulitzer ödüllü bir metnin çağdaş yorumu olan “Konken Partisi”, hayatın ikinci yarısında kurulan dostlukları ve geç kalınmış yüzleşmeleri sahneye taşıyor. Melek Baykal ve Mehmet Atay’ın performansları, oyunun duygusal tonunu derinleştiriyor. Fonsia ve Weller karakterleri üzerinden ilerleyen hikâye, bir masa oyunu etrafında şekilleniyor. Ancak bu masa, yalnızca bir oyun alanı değil; aynı zamanda geçmişin, pişmanlıkların ve umutların açığa çıktığı bir yüzleşme zemini. Oyun, yaşlanma, yalnızlık ve yeniden başlama temalarını incelikli bir mizahla ele alıyor. Seyirciyi hem güldüren hem de duygusal olarak etkileyen bu yapı, tiyatronun en güçlü yanlarından birini hatırlatıyor: İnsan hikâyelerinin evrenselliği.

Benyunusyılmaz – Olay Yeri İnceleme Stand Up
Tarih: 13 Mayıs
Mekân: Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi
Bilet: Bubilet
Benyunusyılmaz, sahnede kurduğu dünya ile klasik stand-up anlatısının sınırlarını genişletiyor. “Olay Yeri İnceleme”, yalnızca bir mizah gösterisi değil; aynı zamanda izleyiciyi absürt bir anlatının içine çeken, yer yer gerçeklik algısını esneten bir performans. Sanatçı, günlük hayatın sıradan görünen anlarını, bir “olay” ciddiyetiyle ele alırken, bu ciddiyetin altını oyuyor ve ortaya ironik bir anlatı dili çıkarıyor. Gösterinin merkezinde, birbirine bağlanan olaylar zinciri var. Ancak bu zincir, klasik bir neden-sonuç ilişkisi kurmak yerine, izleyiciyi bilinçli olarak dağınık bir akışa davet ediyor. Bu da performansı, yalnızca güldüren değil, aynı zamanda düşündüren bir noktaya taşıyor. Bu gösteri, stand-up’ın sadece punchline’lardan ibaret olmadığını; aynı zamanda bir anlatı formu, bir sahne dili ve bir atmosfer yaratma sanatı olduğunu hatırlatıyor.

Hayrettin ile Kaos Night
Tarih: 8 Nisan
Mekân: Jolly Joker Kartal İstMarina
Bilet: Bubilet
Dijital dünyanın en tanınan mizah figürlerinden Hayrettin, Kaos Night ile ekranlardan sahneye taşınan enerjisini canlı performansın dinamizmiyle buluşturuyor. Bu gösteri, planlı bir akıştan ziyade spontane gelişen anlara yaslanıyor ve tam da bu nedenle her temsil, kendine özgü bir deneyim sunuyor. Kaos Night’ın en dikkat çekici yönü, seyirciyle kurduğu doğrudan ilişki. İzleyicinin pasif bir konumda kalmadığı, aksine performansın bir parçasına dönüştüğü bu yapı, sahnede sürekli değişen bir ritim yaratıyor. Sürpriz konuklar, doğaçlama anlar ve beklenmedik geçişler, gösteriyi tahmin edilemez kılıyor. Hayrettin’in absürt mizah anlayışı, bu formatta daha da görünür hale geliyor. Dijital içerik üretiminde alışık olduğumuz hızlı tempo, sahnede daha yoğun ve daha etkileşimli bir form kazanıyor. Kaos Night, klasik sahne gösterilerinden sıkılanlar için alternatif bir eğlence dili sunuyor.

Konser
Barabar – HepBarabar
Tarih: 1 Nisan
Mekân: İstanbul Lütfi Kırdar Anadolu Oditoryum Salonu
Bilet: Biletinial
Barabar, sahneye taşıdığı kolektif ruhu bu kez “HepBarabar” projesiyle daha da genişletiyor. Müzik ile hikâye anlatımını iç içe geçiren grup, klasik konser formunun dışına çıkarak izleyiciyi bir performansın ötesinde, bir “buluşma” hissine davet ediyor. Bu özel gecede Alican Yücesoy, Aslı İnandık, Canan Ergüder, Çağlar Çorumlu, Gülinler, Özgür Çevik, Selen Öztürk ve Umut Kurt gibi farklı disiplinlerden isimler sahnede Barabar’a eşlik ediyor. Bu kalabalık kadro, sahnede yalnızca müzikal bir birliktelik değil; aynı zamanda bir anlatı ortaklığı kuruyor. “HepBarabar”, adından da anlaşılacağı gibi bir birliktelik fikrini merkezine alıyor. Seyircinin de dahil olduğu bu yapı, performansı tek yönlü bir izleme deneyiminden çıkarıp kolektif bir paylaşım alanına dönüştürüyor. Bu gece, sadece şarkıların değil, duyguların da birlikte söylendiği bir deneyim vaat ediyor.

Adamlar
Tarih: 4 Nisan
Mekân: Zorlu PSM – Turkcell Sahnesi
Bilet: Passo
Alternatif müziğin Türkiye’deki en güçlü temsilcilerinden Adamlar, yeni döneminin ilk konserlerinden biriyle sahneye çıkıyor. Kendine has lirikal dili, gündelik hayatın içinden beslenen hikâyeleri ve güçlü sahne enerjisiyle grup, her performansında dinleyiciyle organik bir bağ kurmayı başarıyor. Adamlar’ın müziği, ironiyi ve melankoliyi aynı potada eritiyor. Yeni dönemin ilk konserlerinden biri olması, bu performansı ayrıca önemli kılıyor. Grup, hem eski parçalarını hem de yeni üretimlerini aynı sahnede buluşturarak dinleyiciye geniş bir repertuvar sunmaya hazırlanıyor.

The Neighbourhood
Tarih: 26 Nisan
Mekân: KüçükÇiftlik Park
Bilet: Passo
Alternatif rock ve indie-pop sahnesinin global ölçekte en etkili gruplarından The Neighbourhood, ilk kez İstanbul’da sahne alıyor. Bu konser, yalnızca bir turne durağı olmanın ötesinde; grubun Türkiye’deki geniş dinleyici kitlesiyle ilk fiziksel buluşması olması açısından özel bir anlam taşıyor. Kaliforniya çıkışlı grup, karanlık atmosferi, minimal ama etkileyici sound’u ve güçlü görsel estetiğiyle tanınıyor. “Sweater Weather” ile yakaladığı küresel başarı, onları 2010’ların en ikonik gruplarından biri haline getirdi. Yeni albümleri ((((ultraSOUND)))) ile farklı bir döneme geçiş yapan grup, bu konserde hem klasikleşmiş parçalarını hem de yeni dönem sound’unu bir araya getirecek. KüçükÇiftlik Park’ın açık hava atmosferi, grubun melankolik ama güçlü sahne enerjisini daha da yoğun hissettirecek bir zemin sunuyor.

Wegh
Tarih: 22 Nisan
Mekân: Bostancı Gösteri Merkezi
Bilet: Bubilet
Türk rap sahnesinin yükselen isimlerinden Wegh, enerjik performansı ve sözlerindeki içsel yoğunlukla dikkat çekiyor. Kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan sanatçı, sahnede kurduğu doğrudan ve filtresiz iletişimle öne çıkıyor. Wegh’in müziği, bireysel hikâyelerden beslenirken aynı zamanda kolektif bir duyguyu da yansıtıyor. Bu da konserlerini, yalnızca ritme eşlik edilen bir deneyim olmaktan çıkarıp, bir ifade alanına dönüştürüyor. Bostancı Gösteri Merkezi sahnesi, bu enerjiyi büyük bir kitleyle buluşturmak için güçlü bir zemin sunuyor. Bu konser, özellikle yeni nesil Türk rap’ini yakından takip edenler için önemli bir durak.

Lvbel C5
Tarih: 12 Nisan
Mekân: Bostancı Gösteri Merkezi
Bilet: Bubilet
Trap sahnesinin dikkat çeken isimlerinden Lvbel C5, yüksek enerjili performansıyla Nisan ayında sahnede olacak. Dijital platformlarda yakaladığı başarıyı sahne performansına da taşıyan sanatçı, genç dinleyici kitlesiyle kurduğu güçlü bağla öne çıkıyor. Lvbel C5’in müziği, hızlı tüketilen dijital içerik çağının ritmini yansıtırken, sahnede bu tempoyu daha yoğun bir deneyime dönüştürüyor. Konserlerinde görsel ve işitsel unsurların birlikte kullanılması, performansı çok katmanlı bir hale getiriyor.

Atölye
Sip Storia – Mevsim Kokteylleri Workshop
Tarih: 5, 12, 19, 26 Nisan
Mekân: Beatrice Rooftop
Bilet: Bubilet
Şehrin gastronomi sahnesine deneyim odaklı bir katkı sunan Sip Storia, kokteyl kültürünü öğrenme ve deneyimleme fırsatı sunuyor. Katılımcılar, mevsim meyveleriyle hazırlanan özel tarifleri öğrenirken, aynı zamanda kendi kokteyllerini yaratma sürecine dahil oluyor. Atölye, yalnızca bir içecek hazırlama deneyimi değil; aynı zamanda tat, koku ve yaratıcılık üzerine kurulu bir keşif alanı. Katılımcılar, sezonun aromalarını tanırken, kendi damak zevklerini de yeniden tanımlama fırsatı buluyor.

İstanbul Workshops – Mozaik Lamba Atölyesi
Tarih: 1-5 Nisan
Mekân: İstanbul Workshops
Bilet: Bubilet
İstanbul Workshops’un Mozaik Lamba Atölyesi, katılımcıyı yalnızca bir üretim sürecine değil, aynı zamanda kültürel bir hafızanın içine davet ediyor. Geleneksel Türk mozaik lamba sanatının izinden giden bu deneyim, el emeğini estetikle buluşturarak kişisel bir üretim alanı yaratıyor. Atölye, Anadolu medeniyetlerinde lambaların taşıdığı anlamdan başlayarak katılımcıya tarihsel bir zemin sunuyor. Ardından renk, form ve desen ilişkisi üzerinden ilerleyen uygulamalı süreçte, her katılımcı kendi tasarımını adım adım inşa ediyor. 45’ten fazla cam ve mozaik parçası ile oluşturulan bu üretim süreci, yalnızca teknik bir öğrenme değil; aynı zamanda kişisel bir ifade biçimi haline geliyor.

Sürecin en dikkat çekici yanı, üretimin yalnızca bireysel bir eylem olarak kalmaması. Atölye boyunca paylaşılan anlatılar, İstanbul’un kültürel katmanlarına uzanan sohbetler ve ustaların aktardığı bilgiler, deneyimi çok daha geniş bir bağlama taşıyor. Son aşamada ortaya çıkan lamba, yalnızca dekoratif bir obje değil; katılımcının kendi zamanını, emeğini ve deneyimini taşıyan bir hatıra nesnesine dönüşüyor. İstanbul Workshops, bu atölyeyle el sanatını yeniden gündelik hayatın içine davet ediyor ve üretmeyi bir deneyim alanı olarak yeniden tanımlıyor.
İstanbul Workshops – Parfüm Atölyesi
Tarih: 1–5 Nisan
Mekân: İstanbul Workshops
Bilet: Bubilet
İstanbul Workshops’un Parfüm Atölyesi, kokunun yalnızca bir duyusal deneyim değil, aynı zamanda kişisel bir hafıza formu olduğunu hatırlatan çok katmanlı bir üretim alanı sunuyor. Katılımcılar bu atölyede, esansların dünyasına adım atarak kendi imzalarını taşıyan bir parfüm yaratma sürecine dahil oluyor. Deneyim, İstanbul’un tarihsel parfüm kültürüne uzanan kısa bir anlatıyla başlıyor. Baharat yollarından Osmanlı dönemindeki koku geleneğine uzanan bu çerçeve, parfümü yalnızca estetik bir nesne değil, aynı zamanda kültürel bir miras olarak konumlandırıyor. Ardından Türk gülü, sandal ağacı ve farklı doğal esanslarla tanışılan süreçte, 50’den fazla koku arasından kişisel bir harman oluşturuluyor. Katılımcılar, kendi parfümlerine bir isim vererek 50 ml’lik şişelerini kişiselleştiriyor ve etiketi kendileri tasarlıyor. Ortaya çıkan ürün, yalnızca bir parfüm değil; kişisel bir iz, taşınabilir bir hafıza nesnesi haline geliyor.





