Mevsimlerden kış ve Ayvalık’ı keşfetmek için 72 saatin var diyelim. Ne mi yapacaksın? Turbo moduna alınmış bir kasaba turu tabii ki!
Ayvalık denince çoğu kişinin aklına yaz geliyor. Deniz, kum, plaj güzel tamam da işin gerçeği Ayvalık kışın bir başka güzel. Tarih aynı tarih, doğa aynı doğa ama sokaklar daha sakin, mekânlar daha samimi, kültür daha yerel. Hele bir de yaşadığın şehrin keşmekeşi ve hayatının rutininden sıkıldıysan, tam yerine geldin.
Abartıyor muyuz? Gel, kanıtlayalım.


72 Saatte Ayvalık Gezi Rehberi
1. Gün: Isınma Turları
Merkezden başlaman en iyisi. Ayvalık küçük gibi görünür ama yürüdükçe uzar. 72 saat var derken bir bakmışsın zaman yetmemiş.
Öncelikle iyi bir kahvaltı ile enerji toplamalısın. O yüzden ilk durağın Aşkın Tost Evi. Atatürk Anıtı’nın olduğu meydanın tam karşısında. Ufak bir büfe havasında olduğuna aldanma. 1989’dan beri burada Ayvalık tostu yapılıyor ve evet, gerçekten farkı var. Yazın sabahın köründe bile kapısında kuyruk olur. Kışın en güzel tarafı da bu zaten; aynı lezzeti, sıra beklemeden yiyorsun.


Tostunu bitirince büfeyi sağına, denizi soluna al. Atatürk Bulvarı boyunca yürümeye başla. Yol üstündeki dükkanlara bakarak 300–400 metre ilerlemen yeterli. Zaten “çarşı” diye anılan sokaklar kendiliğinden fark ediliyor.
Burada sadece alışveriş yapmıyorsun. Kepenk açan esnafı izliyorsun, kahvelerden gelen sesleri dinliyorsun, kasabanın gündelik temposuna karışıyorsun. Şehirden kaçıp geldiysen bu kısım özellikle iyi geliyor. Acele etme, gir çık, dolaş, tadını çıkar.

Şimdi biraz tarih modunu açıyoruz. Görmen gereken yer Taksiyarhis Anıt Müzesi. Burası Ayvalık’ın ilk kilisesi olarak inşa edilmiş. İçerideki altın bezemeler, mermer kabartmalar, Hz. İsa’nın yaşamını anlatan ikonlar gerçekten etkileyici. Mimariye merakın varsa bu süreyi özellikle ağırdan al.

İkinci tarih rotamız Saatli Cami. Burası, Taksiyarhis’e yürüyerek birkaç dakika. Varınca cami minaresi ve çan kulesini yan yana görmek ilk bakışta ilginç hissettiriyor. Hikâyesini öğrenince anlıyorsun. Yerli Rumlar tarafından yapılan kilise -orijinal adı Aya Yanni- 1928’de camiye dönüştürülmüş. Çan kulesi ise saat eklenerek saatli kuleye çevrilmiş. İki inancın izleri iç içe. Kesinlikle tam fotoğraflık.

Talatpaşa Caddesi’ndeki Güler Tatlıhanesi’ne uğra. Lor tatlısı Ayvalık’ın lokal lezzetlerinden ve burada gerçekten iyi yapılıyor. Yanına bir paket kavala kurabiyesi de al. Bu kurabiye, adını Yunanistan’ın Kavala’sından alsa da Ayvalık’ta benimsenmiş ve çok sevilmiş bir lezzet. Kavrulmuş un ve bademin ağızda dağılan tadını unutmak zor. İddia ediyoruz, sonraki günlerde “iyi ki almışım” diyeceksin.


Konu lezzetten açılmışken kahve keyfini es geçemeyiz. Gideceğin ilk yer Şeytanın Kahvesi. Adı biraz ürkütücü olsa da mekân bayağı samimi. Yerel halk buranın müdavimi olmuş durumda. Eski köy kahvesi havası var. Türk kahvesi içebilirsin ama koruk suyu, karadut suyu ve kaynar şerbeti de çok tercih ediliyor. Denemeye değer.
Günü bitirmeden bir tur da Antikacılar Çarşısı’nda gez. Kışın sakin olur, bazı dükkanlar kapalıdır ama açık olanlarda eski kitaplar, plaklar, seramikler bulabilirsin. Belki küçük bir hatıra çıkar.


Akşam yemeği için seçenekler bol. Çünkü zeytinin cenettindesin! Bu yüzden çarşı içinde zeytinyağlılarıyla ünlü pek çok restoran bulabilirsin. “Eti Güzel Ev Yemekleri” yakın mesafedeki en iyi seçeneklerden. Oldukça samimi, ufak ve kasabalıların vazgeçilmezi olmuş bir esnaf lokantası. İsminin “Eti Güzel” olduğuna bakma, sebze yemeklerinde de iddialılar. Uygun fiyatlı olması ve yemeklerde zeytinyağı kullanmaları da çok büyük bir artı.


2. Gün: Cunda’yı Keşif
Cunda’da yaz dönemindeki hareketliliği bekleme. Mekânların büyük kısmı kapalıdır. Ama böylesi başka güzel. Sokaklar sakin, ada daha huzurlu. O yüzden 2. günü Cunda’ya ayırıyoruz. Merkezden arabayla yaklaşık 10 dakika. Toplu taşımayla gideceksen meydandaki duraklardan 10 numaralı minibüs ya da 20 numaralı otobüse binmelisin.
Varır varmaz doğruca Karadeniz Pastanesi’ne. Kahvaltısıyla da meşhur ama asıl olayı bademli muhallebisi. Bu tatlıyı yediğinde lezzette bambaşka bir seviyeye atlıyorsun söyleyelim. İkinci durağın Taş Kahve. Denize sıfır tarihi taş bina, içeride vitray camlar, soba… Kahveler taze taze dövülüyor. Sobanın yanına geçip manzaraya karşı kahveni iç, acele etme. Zaten Cunda’da kimse acele etmiyor.


Sırada Âşıklar Tepesi var. Cunda Eski Yol’dan araçla da gidebilirsin ama yürüyerek çıkmanı öneririz. Yaklaşık 10 dakika sürüyor, yolları hafif yokuşlu ama değer. Arnavut kaldırımlı sokakların, otantik taş evlerin arasından geçiyorsun ve bolca oksijen alıyorsun. Vardığında seni tarihi bir yeldeğirmeni karşılıyor. Tam yanında, eskiden şapel olan kent kitaplığı var. İçeride kitaplara bakabilir, café işletmesinde bir şeyler yiyip içebilir ve en önemlisi burada harika fotoğraflar çekebilirsin.
Merkeze dönüşte Kırlangıç AVM’de kısa bir mola verebilirsin. Burası normal bir AVM’ye kıyasla ufak. Ama hemen hepsinde görebileceğin fast foodcular ve markalar var. Merkezde girmediğim tek bir yer kalmadı diyebilmek için bir tur dolaş. Ayrılmadan Ayvalık Anadolu Uygarlıkları Sergisi’ne uğramayı unutma. (Pazartesi hariç 09.00–17.00 açık.)
Akşam için iki öneri: Tamam Meyhane’de bol mezeli bir akşam yemeği ile kapanış ya da daha rahat takılmak istersen Aksi Bar’da bira patates. (Mekânları gitmeden önce arayıp sormanı öneririz zira kış dönemi olduğu için bazı günler kapalı olabiliyor.)


3. Gün: Hızlandırılmış Ayvalık Gezisi
Son gün biraz tempolu geçecek. Hem başlangıç noktan hem kahvaltı adresin: Ares Café. Organik serpme kahvaltısı ve pişi tabağı oldukça doyurucu. Kış günü şömine başında daha da güzel gidiyor.
Ardından alışveriş turuna başlıyoruz. İlk durak Sarıbaş Şarküteri. Tadım yaparak hoşuna giden yöresel peynirlerden alabilirsin. Ama bize sorarsan mutlaka alman gerekenler Ayvalık Sepet ve Saganaki peyniri. Yunan mutfağında bir meze türü olan Saganaki, bugün Ege’nin birçok yöresine mâl olmuş durumda. Sahanda kızartılarak tüketiliyor.
Sonra Barbaros Caddesi. Yol boyunca bir sürü turistik dükkân göreceksin. Vintage butikler, bohem tarzda kıyafetler, otantik takılar, zeytinyağlı sabunlar… Gir çık, bakın, oyalan. Hatıra niyetine kendine güzel bir hediye seç.

Caddenin biraz aşağısında, denize yakın tarafta Sabuncugil var. Burası kurulalı bir asırdan fazla olmuş, aynı aile tarafından dört nesildir işletiliyor. Kaliteli zeytinyağı ve zeytin için buraya muhakkak uğra.
Barbaros’a geri dön. Caddede ilerledikçe Macaron Mahallesi’ne (Makaron değil.) ulaşacaksın. Burası Ayvalık’ta Eskiden Rumların yaşadığı bir mahalle. Bugün cumbalı evlerin ve otantik dükkânların kapladığı sokaklarda hâlâ aynı doku korunuyor ama daha turistik bir formda.
Macaron Mahallesi’nde bölgenin simgesi hâline gelmiş Macaron Kolonyacısı’na kesinlikle uğra. Burada; nergis, incir, zetin çiçeği kolonyası gibi birçok farklı çeşitte kolonya ve özel vücut spreyleri bulacaksın. Hepsi Ayvalık’ın kokusu ama sen kendin için en güzel olanı seç.

Hemen karşıda “Macaron Çikolata & Kahve” dükkânı var. Hurmalı bademli cup tatlısı gerçekten çok iyi. Hem glutensiz, hem de şekeri hurmasından geliyor. Mekânın içi zaten çok zevkli döşenmiş. Yemelere ve bakmalara doyamıyorsun, öyle bir yer. Ayrıca burada da özgün kolonyalar satılıyor. Çikolatalı kolonyası mesela, başka yerde kolay bulabileceğin bir seçenek değil, hoşuna giderse +1 hatıra olarak çantana ekle.


Macaron’dan bir 10 dakika kadar yürüyünce -Barbaros Caddesi’nin sonuna doğru- sağında sahili ve marinayı göreceksin. Marinada üst segment markaların mağazaları ve lüks restoranlar ağırlıkta. Yazın üstü açık, çok prestijli bir alışveriş merkezi formuna kavuşuyor. Kalabalığı, curcunası, fuarı, konseri eksik olmuyor. Kışın daha sakin ve şehir limanı havasında takılıyor. Temiz, nezih bir ortamda vakit geçirmek ilgini çekiyorsa bir tur da orada gez deriz.
Muhteşem bir seyir noktası olan Cennet Tepesi’nde finali yapıyoruz. Buradayken tüm Ayvalık ayağının altında. Manzara gerçekten mest ediyor. Kasabaya veda etmek için daha iyi bir rota düşünemedik- İçerisinde uygun fiyatlı bir cafe işletmesi de var bir şeyler yiyip içmek dönüş depresyonuna iyi gelebilir, bilemedik.-


Son anda eklenen bir bonus durak: Küçükköy. Sarımsaklı yönünde olan bu köye Cennet Tepesi’nden araçla ortalama 10 dakikada ulaşabilirsin. Ama yolları biraz kötü, dikkatli ol.
Buraya geldiğinde taş evleri, geniş avluları ve uzun sokaklarıyla Ege’nin çok kültürlü geçmişini anında hissediyorsun. Cunda kadar turistik değil ama daha derin, sakin ve yerel bir ruhu var. Yüzde yetmişinin Boşnak olduğu söyleniyor. Hatta eskiden buraya Boşnakçada ‘yeniçerilerin yeri’ anlamına gelen “Yeniçarohori” denirmiş. Ne kadar doğru bilemiyoruz ama gezmesi şimdilik bize yetiyor. He bir de tam teşekküllü bir kültür keşfi için Boşnak mantısı veya Boşnak böreğini mutlaka denemelisin.
Gezimiz tamamlandığına göre söylenecek söz belli: Yaza görüşürüz Ayvalık!


Ayvalık Lokal Lezzetler
- Ayvalık Tostu
- Kabak Çiçeği Dolması
- Zeytinyağlı Enginar
- Girit Ezmesi
- Lor Tatlısı
- Kavala Kurabiyesi
- Bademli Muhallebi
- Koruk Suyu
- Kaynar Şerbeti
- Karadut Suyu
- Ayvalık Sepet Peyniri
- Saganaki
Dönmeden Alınacaklar
- Macaron Çikolata&Kahve: Çikolatalı Kolonya
- Macaron Kolonyacısı: Hasat Zamanı Kolonyası
- Sarıbaş Şarküteri: Ayvalık Sepet Peyniri, Saganaki Peyniri
- Sabuncugil’den zeytin & zeytinyağı

En İyiler Listesi
Herkesin kendine göre bir “iyisi” vardır. Ve bizim için “Ayvalık’ın En İyileri” listesi aşağıdaki gibi uzuyor.
- En İyi Tatlı: Macaron Çikolata & Kahve’de hurmalı bademli cup
- En İyi Kahve: Oloa Coffee’de amerikano (Çekirdekleri kaliteli olduğu için tüm kahvelerinin lezzetli olduğu fikrine kapıldık.)
- En İyi Kokteyl: Fabrika’da tüm kokteyller iyi ama özellikle “Şiraze” isimli kokteyl, lezzetiyle şirazeyi kaydıracak cinsten.
- En İyi Eğlence: Kraft’ta cuma akşamı canlı müzik yapan grup çok çok iyi.
- En İyi Manzara: Şeytan Sofrası
- En İyi Meyhane: Tamam Meyhane (Gitmeden aramak lazım, kış sezonu olduğu için bazı günler kapalı oluyor.)
Bilmende Fayda Var
- Merkezde ısınma için yaygın olarak soba kullanılıyor. Özellikle akşamları yoğun bir karbonmonoksit salınımı oluyor. Herhangi bir sağlık problemin yoksa kısa süreli konaklama için sorun olacağını sanmıyoruz, ama sen yine de bil.
- Kış dönemi olduğu için sezon sakin. İşletmeler de bu yüzden esnek çalışabiliyorlar. Kahve, meyhane ya da restoranlara gitmeden önce her zaman arayıp açık olduklarından emin ol.
- Şehrin merkezi birbirine bağlanan dar, taşlık, çoğunlukla bozuk sokaklardan oluşuyor. İçeride araç sürmek işkenceye dönebilir. Eğer merkezde kalacaksan sana tavsiyemiz aracını merkezin girişine yakın bir yere bırakman.
- Kış dönemi olduğu için yaz sezonunda göremeyeceğin fiyatlarda konaklayabilirsin. Bu avantajı sonuna kadar kullan.
